BOOMMOOD

In The Mood for A Mass Massacare
Hemen az sonra okuyacaklarını okuyunca benden nefret edebilrsin, ama sana doğruyu söylüyorum:
Eğer biri bebeğimi benden alacak olursa onu öldürürüm, eğer biri bebeğimi öldürecek olursa önce onun sevdiği herkesi öldürürüm; beni sakinleştirmek, beni durdurmak, engellemek isteyen olursa onları da öldürürüm, en sonunda bebeğimi öldüreni de hayal gücümü zorlayacak derecede korkunç şekilde öldürürüm. İşte bu yüzden çocuk öldürürsen, nokta koyamazsın, biraz mola için virgülle de ayırmazsın, o cümle bitmez, o savaş, o nefret, o kıyamet tükenmez. İşte bu yüzden dünya dediğin yer dünya değil, şu çok heveslenilen diğer cennetin umuduyla kendini kandırıp durduğun en büyük cehennem. İşte bu yüzden dünya dediğin yerde adalet yok, kıyamet günü gelecek herkes hesap verecek umuduyla kendini teselli ededururken adaletin sağlanamadığı en büyük kıyamet.  Zaten yaşayan ölüler için de değildir vaad edilenler.
Oysa toprak ne içindi biliyorsun değil mi, domatesini yemen içindi.
Oysa su ne içindi biliyorsun değil mi, domatesini sulaman içindi.
Oysa gökyüzü ne içindi biliyorsun değil mi, domatesini kızartman içindi. 
Bence Darwin yanılıyor! Çünkü neden güzel birer hayvanken çirkin ruhlu birer “insan”a dönüşelim ki?

In The Mood for A Mass Massacare

Hemen az sonra okuyacaklarını okuyunca benden nefret edebilrsin, ama sana doğruyu söylüyorum:

Eğer biri bebeğimi benden alacak olursa onu öldürürüm, eğer biri bebeğimi öldürecek olursa önce onun sevdiği herkesi öldürürüm; beni sakinleştirmek, beni durdurmak, engellemek isteyen olursa onları da öldürürüm, en sonunda bebeğimi öldüreni de hayal gücümü zorlayacak derecede korkunç şekilde öldürürüm. İşte bu yüzden çocuk öldürürsen, nokta koyamazsın, biraz mola için virgülle de ayırmazsın, o cümle bitmez, o savaş, o nefret, o kıyamet tükenmez. İşte bu yüzden dünya dediğin yer dünya değil, şu çok heveslenilen diğer cennetin umuduyla kendini kandırıp durduğun en büyük cehennem. İşte bu yüzden dünya dediğin yerde adalet yok, kıyamet günü gelecek herkes hesap verecek umuduyla kendini teselli ededururken adaletin sağlanamadığı en büyük kıyamet.  Zaten yaşayan ölüler için de değildir vaad edilenler.

Oysa toprak ne içindi biliyorsun değil mi, domatesini yemen içindi.

Oysa su ne içindi biliyorsun değil mi, domatesini sulaman içindi.

Oysa gökyüzü ne içindi biliyorsun değil mi, domatesini kızartman içindi. 

Bence Darwin yanılıyor! Çünkü neden güzel birer hayvanken çirkin ruhlu birer “insan”a dönüşelim ki?

In The Mood For A Massacre
5 dakikalık yolu 45 dakikada kat edişimin yüzbilmemkaçıncı günü. 5 dakikalık bir hayat galesi için o 5 dakikaya sığabilecek binlerce güzel anın katledilişinin yüzbilmemkaçıncıgünü. 5 dakikada Beşiktaş. Nasıl da yalan…

In The Mood For A Massacre

5 dakikalık yolu 45 dakikada kat edişimin yüzbilmemkaçıncı günü. 5 dakikalık bir hayat galesi için o 5 dakikaya sığabilecek binlerce güzel anın katledilişinin yüzbilmemkaçıncıgünü. 5 dakikada Beşiktaş. Nasıl da yalan…

In The Mood For A Break
Bugün gittim kendime bir çikolatalı pasta ısmarladım. İçindeki cevizle konuştum, üstündeki fıstıkla gülüştüm. Dondurması içimi ferahlattı, yüreğime su serpti. Başlarda bana pek yüz vermeyen kreması ile uzun uzun öpüştüm. Minik çikolata parçaları kikirdedi. Omuzlarımı silktim, boşveer dedim. Bugün boşverdim. Sütümden bir yudum hüplettim. Hüüüp. 

In The Mood For A Break

Bugün gittim kendime bir çikolatalı pasta ısmarladım. İçindeki cevizle konuştum, üstündeki fıstıkla gülüştüm. Dondurması içimi ferahlattı, yüreğime su serpti. Başlarda bana pek yüz vermeyen kreması ile uzun uzun öpüştüm. Minik çikolata parçaları kikirdedi. Omuzlarımı silktim, boşveer dedim. Bugün boşverdim. Sütümden bir yudum hüplettim. Hüüüp. 

In The Mood For Alchemy
Ne kadar çocuk ruhlu, ne kadar içi içine sığmaz biri olursan ol hiç heyecanlanmadığın, hiç inanmadığın, şekerle bile kandırıl(a)madığın günler de oluyor. Oysa şimdi oğlum rüzgarda havalanıp inen, kendi kendine şişip sönen, yuvarlanıp tekerlenen bir poşete nasıl da mutlulukla bakıyor; nasıl da heyecanla, nasıl da şaşkınlıkla, nasıl da mutlulukla bakıyor! Poşet rüzgarla dansettikçe kocaman kocaman dev kahkahalar atıyor. İşte tam da bu duyguyu dondurmak, dondurup küçük şişeciklere doldurmak, ve her sabah herkesin yastığının altında bulmasını sağlamak isterdim. Bir insanın, insanlığa vereceği en güzel hediye olmaz mıydı? Tanrı’dan vazgeçtiğim an, bu hediyeyi bize bahşetmekten vazgeçtiği andı. 

In The Mood For Alchemy

Ne kadar çocuk ruhlu, ne kadar içi içine sığmaz biri olursan ol hiç heyecanlanmadığın, hiç inanmadığın, şekerle bile kandırıl(a)madığın günler de oluyor. Oysa şimdi oğlum rüzgarda havalanıp inen, kendi kendine şişip sönen, yuvarlanıp tekerlenen bir poşete nasıl da mutlulukla bakıyor; nasıl da heyecanla, nasıl da şaşkınlıkla, nasıl da mutlulukla bakıyor! Poşet rüzgarla dansettikçe kocaman kocaman dev kahkahalar atıyor. İşte tam da bu duyguyu dondurmak, dondurup küçük şişeciklere doldurmak, ve her sabah herkesin yastığının altında bulmasını sağlamak isterdim. Bir insanın, insanlığa vereceği en güzel hediye olmaz mıydı? Tanrı’dan vazgeçtiğim an, bu hediyeyi bize bahşetmekten vazgeçtiği andı. 

In The Mood For Decisions
Bence hiç bir karar anlık değil, bazıları birikmişlerin sonucu, bazıları itiraf edilemeyenlerin ittifakı, bazıları ertelenmişlerin miladı.

In The Mood For Decisions

Bence hiç bir karar anlık değil, bazıları birikmişlerin sonucu, bazıları itiraf edilemeyenlerin ittifakı, bazıları ertelenmişlerin miladı.

In The Mood For Resolutions
Sevin, eğlenin, gezin, keşfedin, gülümseyin, güzel yiyin, paylaşın,  spor yapın, dinlenin, daha çok okuyun, daha az yorulun; ve bunların önünde kim ya da ne engelse onlardan kurtulun!
“How we spend our days is, of course, how we spend our lives.”  
-Annie Dillard

In The Mood For Resolutions

Sevin, eğlenin, gezin, keşfedin, gülümseyin, güzel yiyin, paylaşın,  spor yapın, dinlenin, daha çok okuyun, daha az yorulun; ve bunların önünde kim ya da ne engelse onlardan kurtulun!

“How we spend our days is, of course, how we spend our lives.”  

-Annie Dillard

In The Mood For  Myself
Hayallerinin önünde bir duvar gibi yükselen, ve o hayale atabileceğin her adımı fırtınayla dindiren birini insan nasıl sevebilir ki? Sev(e)mez. Sevmez. 

In The Mood For  Myself

Hayallerinin önünde bir duvar gibi yükselen, ve o hayale atabileceğin her adımı fırtınayla dindiren birini insan nasıl sevebilir ki? Sev(e)mez. Sevmez. 

IN THE MOOD FOR Confessions
İstemediğim kalabalıklar etrafımda, istediğimden de fazla tenhadayım. İkinci kez hayatımın şaftını kaydırırken aşabilirim sanıp yanılıyorum, başarabilirim sanıp yamuluyorum. Kaçıp gidebileceğim tanıdık bir manzara, saatlerce oturabileceğim bilindik bir masa yok. Ve ben yine en başa dönüyorum: ya kaybolursa(k) ? 
Ben yine ben oluyorum. 

IN THE MOOD FOR Confessions

İstemediğim kalabalıklar etrafımda, istediğimden de fazla tenhadayım. İkinci kez hayatımın şaftını kaydırırken aşabilirim sanıp yanılıyorum, başarabilirim sanıp yamuluyorum. Kaçıp gidebileceğim tanıdık bir manzara, saatlerce oturabileceğim bilindik bir masa yok. Ve ben yine en başa dönüyorum: ya kaybolursa(k) ?

Ben yine ben oluyorum. 

IN THE MOOD FOR Detachment
Ait değilmiş de (ne buraya ne oraya)
iliştirilmiş gibi (hem oraya hem buraya)

IN THE MOOD FOR Detachment

Ait değilmiş de (ne buraya ne oraya)

iliştirilmiş gibi (hem oraya hem buraya)

IN THE MOOD FOR Three Monkey
Bazen kkulağına taktığın kulaklığın ucundaki yapay seslere öyle bir gömülürsün ki, bir zangocun çılgın gibi asılarak çaldığı tehlike çanlarının korkunç sesini duyamazsın. Duy!

IN THE MOOD FOR Three Monkey

Bazen kkulağına taktığın kulaklığın ucundaki yapay seslere öyle bir gömülürsün ki, bir zangocun çılgın gibi asılarak çaldığı tehlike çanlarının korkunç sesini duyamazsın. Duy!